ARAMA   
    |
   Haberler
   Ajanda
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
 
  Ajanda : Son 2 Gün

25.05.2012 - Cuma
"İstanbul’un Merkez(ler)i: Taksim; Süleymaniye" Sergisi
Yenilenebilir Enerji Teknolojileri
Kamulaştırma Bilirkişiliği Eğitimi
''Hayal Etmekten Korkma''
 
26.05.2012 - Cumartesi
Kamulaştırma Bilirkişiliği Eğitimi
Yenilenebilir Enerji Teknolojileri
"Adana'da Sanayi Yapıları" Konulu Fotoğraf Yarışması
 

 
SÖYLEŞİLER
Ana Sayfa > Söyleşiler > Söyleşi Detay Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
"Uzmanın Görevi, Yatırımcıyı ve / veya Tasarımcıyı Doğru Yönlendirmektir"

Haber Kaynağı: yapi.com.tr
Haber Sahibi: Mesut TUFAN

22.08.2011
Gündemde olan birçok 'yeşil' projede 'danışman' olarak onların ismi geçiyor: ERKE Tasarım. Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı yeşil binası Siemens Gebze tesislerinde, aydınlatma, ısıtma, soğutma ve HVAC sistemlerinde yüzde 30 enerji tasarrufu, yüzde 70 su tasarrufu sağlandı. Wilo Pompa A.Ş'nin İstanbul Orhanlı-Tuzla’daki tesis yatırımı ise sektöründe Avrupa'nın ilk LEED Gold Sertifikalı binası oldu. Projede, yüzde 27 enerji tasarrufu, yüzde 58 su tasarrufu elde edildi. Yüzde 33 enerji tasarrufu, yüzde 45 su tasarrufu sağlayan Torium AVM de, Türkiye'nin ilk Gold sertifikalı alışveriş merkezi oldu.

2007 yılında kurulan ve aslında oldukça geniş bir yelpazede hizmet üreten ERKE Tasarım, 'yeşil bina' danışmanlığının yanı sıra, düzenlediği eğitimlerle de 'yeşil bina' sertifikasyon sistemleri konusunda uzmanların yetişmesine, sektörün bilinç çıtasının yükseltilmesine katkıda bulunuyor. USGBC LEED® Faculty™,  LEED AP BD+C, BREEAM Assessor Cemil Yaman, gelinen noktadan memnun. Yaman, şu an yapılmakta olan bütün ticari yapıların, özellikle ticari projelerin yeşil bina kriterlerine uygun olarak inşaa edildiğini söylüyor. LEED sertifikası almış hiçbir yatırımcının pişman olmadığını söyleyen Yaman, "Bu konuda ne kadar çok talep gelirse, yatırımcılar da o kadar ilgili olacaklardır; yeşil bina sayısı da o kadar artacaktır" diyor.

Siemens Gebze tesisleri projesiyle başlayarak Türkiye'deki 'yeşil bina' pratiğinin içinde olan Cemil Yaman, yapi.com.tr'nin sorularını yanıtladı.
Foto: Siemens Gebze

MesutT: Yeşil bina kavramıyla ve sertifikasyon sistemleriyle tanışmanız nasıl oldu?

10 yıl Siemens San. ve Tic. A.Ş’de Gayrimenkul Yönetimi Departmanı’nda İnşaat Yatırımları Müdürü olarak çalıştım. 2006 – 2007 yıllarında Siemens’in Gebze tesislerini projelendirdik ve inşaatına başladık. Yeşil bir proje olan tesis yatırımı, bir anlamda Türkiye’de de LEED’in gündeme gelmesine katkıda bulundu. Türkiye’de LEED Gold sertifikası alan ilk proje olduğu için, özellikle inşaatın tamamlanmasının ardından mimarlar, mühendisler, çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından ciddi bir ilgiyle karşılandı. Gebze projesi üzerinde çalışırken konuyu sevdim ve yurt dışına gittim; gerekli eğitimleri alarak LEED AP (uzman) oldum. Eğitimlere devam ederek, LEED Faculty ünvanını da aldım. Böylece, Türkiye’nin Amerikan Yeşil Bina Konseyi (USGBC) adına resmi eğitim veren öğretim görevlisi (LEED Faculty) oldum.

Özellikle yeşil binalar konusunda uzmanlaşmış bir firma kurmak fikri nasıl ortaya çıktı?

ERKE Tasarım, 17 yıllık mühendislik, proje, danışmanlık deneyimi ile 2007 yılında elektrik proje tasarımı hizmetleri veren bir mühendislik firması olarak eşim tarafından kuruldu. ERKE Tasarım, benim desteğim ile 2007-2008 yılları arasında yeşil bina konularında da hizmet vermeye başladı. Zamanla aydınlatma, enerji, LEED ve BREEAM konularında danışmanlık veren, enerji ve gün ışığı modellemeleri üzerinde yoğunlaşan, son olarak da akustik hizmetleri sunan bir firma oldu. Şu an her bir alanda devam etmekte olan bir çok projemiz var. Özellikle yeşil bina konusunda 20’nin üzerinde projede çalışıyoruz. Çok ciddi, kurumsal firmalarla işbirliği yapıyoruz. Bir yandan da yurtdışına açıldık; Amerikan şirketleriyle çalışıyoruz. Örneğin Coca Cola’nın Pakistan Karachi projesi bunlardan biri. Kale Havacılık ve Pratt & Whitney ortaklığının İzmir’de hayata geçirilen fabrikasına da danışmanlık hizmeti veriyoruz.

Bu yıl USGBC ile imzaladığımız sözleşmeyle, söz konusu kurumun Türkiye’deki eğitim anlamındaki tek resmi partneri de Erke Tasarım oldu. Bu eğitimlere LEED AP’ler de katılabiliyorlar. Bildiğiniz gibi LEED AP’ler sertifikalarını iki yılda bir yenilemek zorundalar. Bunu da ya sınava girerek, ya da iki yıl boyunca girdikleri çeşitli eğitimler ve etkinliklerden 35 kredi toplayarak yapabiliyorlar. Türkiye’de bu anlamda tek resmi eğitim ERKE Tasarım tarafından verildiği için, bu eğitime katılacak uzmanlar 7 kredi alacaklar. Eğitimlere, Uzakdoğu’dan, Güney Afrika’dan dahi katılanlar olabiliyor. Ayrıca gün sonunda verdiğimiz sertifika ile uzmanlaşmak isteyen Mühendis ve Mimarlar  LEED Green Associate sınavına girebilmeleri için ön koşulu sağlamış olacaklardır.

Yeşil bina denilince daha çok ticari yapılar akla geliyor. Bunun dışında da yeşil bina uygulamaları var mı?

Şu anda yapılacak olan bütün binalar, özellikle otel, alışveriş merkezi, ofis gibi ticari yapılar, sanayi tesisleri yeşil bina kriterlerine uygun olarak inşa ediliyor. Ama elbette ‘yeşil’ konut projeleri de var. Örneğin şu anda Dumankaya ile Kurtköy’deki Flex projesini yapıyoruz. Ayrıca ESİN Yapı’ya ait ve Zincirlikuyu’da inşaa edilen Istanbloom binası da danışmanlığımızda LEED sertifikası almaya çalışan bir ofis ve konut projesidir. Konut sektöründen de bu anlamda ciddi bir talep olduğunu söyleyebiliriz.



Foto: Wilo Pompa A.Ş.

En başından bu yana sürecin içinde olan biri olarak, yatırımcıların ‘yeşil bina’ algısında ne gibi değişiklikler gözlemliyorsunuz?

Siemens’in Gebze projesi yapılırken, ‘yeşil bina’ konusu Türkiye’de çok az bilinen bir konuydu. Yatırımcılar, öncelikle maliyetin ne olacağıyla ilgileniyorlardı. Bu konuda uzman olsun olmasın, herkes fikir yürütüyordu. Kimisi yüzde 1, kimisi ise yüzde 10 civarında ek maliyet getireceğini iddia ediyordu. Oysa sertifika, danışmanlık ücretleri ve bazı simulasyonlar dışında bu işin ek bir maliyeti yok. Bu, sadece bir bilinç işi; yapacağınız işi doğru noktasından yakalamanız yeterli. Örneğin malzeme seçimini, rengi ve şıklığı yanında insan sağlığına etkilerini de değerlendirerek yapmak gibi. Yeşil binalar her şeyden önce, tasarım ve inşaat sürecinde ilgili tüm kişilerin, partnerlerin bilgi düzeylerinin ciddi biçimde artmasına, daha bilinçli tasarım yapmalarına ve daha bilinçli bir satın almaya yardımcı oluyor. Şöyle söyleyeyim; piyasa kabülleri belirleyici olduğu için bu konuda ne kadar çok talep gelirse, yatırımcılar da o kadar ilgili olacaklardır; yeşil bina sayısı da o kadar artacaktır.

Uluslar arası yatırımlarda görülen artışın bu anlamdaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçekten yurtdışından ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz. Türkiye’de proje düşünen uluslar arası şirketler, yatırımlarının mutlaka yeşil bina kriterlerine uygun olmasını istiyor. Bu konuda bir anekdot aktarmak isterim. Yaklaşık üç yıl önce LEED kriterleri kapsamında değerlendirdiğimiz  bir projede, yatırımcı daha ilk değerlendirme toplantısında sertifikaya gitmeyeceğini belirtti. Aynı yatırımcı, yaklaşık iki yıl sonra yine geldi ve LEED sertifikası almak istediklerini söyledi. Sahaya gittiğimde binanın kaba inşaatının bittiğini, elektro-mekanik sistemlerinin siparişinin verildiğini gördüm. Bu noktada artık yapılacak bir şey kalmamıştı. Nedenini sorduğumda, yabancı bir yatırımcının projeyle ilgilendiğini, ancak LEED sertifikası olması şartını aradığını öğrendim. Artık kullanıcıların da yeşil binaları tercih edeceklerini söyleyebiliriz. ABD’de ekonomik kriz öncesinde çalışanların en önemli kriterlerinden biri de çalıştıkları ofis binasının yeşil olup olmadığıydı. Bugün görüyoruz; LEED sertifikası almış hiçbir yatırımcı pişman değil.

Yatırımcının LEED ya da BREEAM tercihinde belirleyici olan nedir? Yerine getirilmesi gereken kriterlerin zorluğu olabilir mi?

Her iki sistemi de yatırımcıya doğru anlatmak gerekiyor. Kriterlerin hepsi uygulanabilir, herhangi bir zorluklarının olduğunu söyleyemeyiz. Sonuçta her iki sistem de ‘yeşil’ bir bina yapmak için oluşturulmuş. Yatırımcının doğru karar verebilmesi için önüne konulan yatırım hesaplarının (fayda-maliyet analizleri) doğru ve  mantıklı olmasıdır. Geri dönüşü kısa olan tüm yatırımlar genellikle kabul görülmekte ve yatırımcılar tarafından gerçekleştirilmektedir. BREEAM 1994 yılında, LEED ise 1998 yılında geliştirilmiş; her iki sertifikanın amacı da çevreye saygılı, su ve enerji tasarruflu, sağlıklı binalar yapılmasını sağlamaktır. Mutlaka birbirlerinden farkları olacaktır; çünkü biri ABD, diğeri ise İngiltere kaynaklı.

Bizim gördüğümüz, ABD’lilerin çok pratik oldukları. Sürecin takip edilmesi ve yönetilmesi anlamında çok kolay bir sistem oluşturmuşlar. LEED online üzerinden her şey otomasyona bağlanmış. Leedonline’da bulunan çeşitli LEED şablonlarını doğru olarak doldurduğunuzda, hiçbir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bu noktada BREEAM’in, LEED’e göre biraz daha manuel bir sistem olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca LEED’in referans aldığı standartlar, mühendislerimizin, özellikle makine ve elektrik mühendislerimizin bildikleri standartlar. Mühendislerimiz, yaptıkları yeşil bina olmasa bile ASHRAE standartlarını takip ediyorlar. İki sistemin malzeme yaklaşımı da biraz farklı. BREEAM, malzemenin yaşam döngüsü boyunca çevreye olan etkisine bakıyor; LEED ise emisyon salımına.



Foto: Torium AVM

Sertifika alabilmek için çeşitli başlıklar altında sınıflandırılmış kredileri tamamlamak gerekiyor. Türkiye’nin koşullarına uygun olmadığını düşündüğünüz kriterler var mı?

Türkiye’de uygulanmayan birkaç kredi var; ama diğerlerinin uygulamasında bir sorun olduğunu söyleyemeyiz. Bir projede suyla ilgili kredilerin tamamını, bir diğerinde sürdürülebilir alanlarla ilgili  kredilerin tamamını rahatlıkla alabiliyoruz. Elbette her kriteri her ülkeye uygulayamayabilirsiniz; örneğin her ülkede ‘yenilenebilir malzeme’ bulunamayabilir, bulunsa da üzerinde çalışılan projeye uygun olmayabilir. Ya da maliyetinden dolayı projede yenilenebilir enerji kaynaklarının uygulanması yatırımcının ilgisini çekmeyebilir. Ama enerji, su tasarrufuyla ilgili inanılmaz güzel çalışmalar yapıyoruz.

Türkiye’de yeşil malzemelere yönelik bir etiketleme sistemi henüz yok. ‘Yeşil’ malzemelere ulaşmak konusunda bir sıkıntı yaşıyor musunuz?  

Birkaç yıldır Türkiye’de de yeşil malzemeler konuşuluyor. Örneğin linolyum, geri dönüşümlü ve insan sağlığına zarar vermeyen halılar, sertifikalı ahşap, bambu gibi malzemelere Türkiye’de de rahatlıkla ulaşılabiliyor. LEED, BREEAM gibi sertifikaların bir amacı da, yeşil bina yapımına uygun ürünlerin geliştirilmesini sağlamak. Böylece üretici de motive oluyor; piyasaya yeşil ürünler sunmak noktasında teşvik ediliyor. Zaman zaman seramik, yapıştırıcı, boya vs üreticileriyle görüşüyoruz; onlar da ürünlerini nasıl sertifikalandırmaları gerektiğini soruyorlar. Aslında bir ürünün ille de etiketli olması gerekmiyor; belli kriterleri karşılaması yeterli. Bu kriterlerin ne olduğu da LEED’de açıkça belirtiliyor.



1 2


Favori ve Paylaşım

Bu Yazı ile İlgili Haberler
  • Türkiye’nin İlk ‘Altın’ Yeşil Bina Sertifikası Siemens Gebze Tesisleri'ne
  • WILO Sektörün Avrupa'daki İlk Yeşil Bina Yatırımını Türkiye'ye Yaptı
  • Türkiye'nin LEED Sertifikalı İlk AVM'si Torium

  • Yeni Yorum Yap

    Adı Soyadı
    E-Posta




    Söyleşiler
     Bütün Söyleşiler
    Söyleşiler: ARŞİV


     
    Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
    Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim