|
25.05.2012 - Cuma
26.05.2012 - Cumartesi
|
|
|
|
|
"Amerikan Ordusu için Bir Standart Haline Geldik" |
Haber Kaynağı: yapi.com.tr / Mesut TUFAN |
23.01.2012 |
İvme kazanan iklim değişikliği ve onunla birlikte tırmanışa geçen doğal
felaketler (ve elbette doğal olmayan felaketler), etkisini daha çok
hissettirmeye başlayan kuraklık ve kirlilik, öte yandan küreselleşen iş
dünyasının artan mobilite ihtiyacı ve uluslararası projelerin
artan maliyeti, konvansiyonel depolama çözümlerine alternatif
oluşturabilecek esneklikte, operasyonel anlamda daha pratik ve daha
karşılanabilir sıvı depolama çözümleri arayışını da beraberinde
getiriyor. 2006 senesinde bir ‘internet’ keşfi sonucunda kurulan
Ekotank, şu ana kadar 4 kıtada 35 ülkeye ulaşan ürünleriyle, bu
anlamda ciddi bir alternatif sunuyor.

Esnek ve geniş ürün yelpazesi ile 5 litreden 3.000.000
litreye kadar her türlü sıvı ve su depolama sistemi üretimini tek çatı altında
gerçekleştiren firma, Galaxy, Apollo, Star, Mars, Pluton ve QuickStar
serileriyle doğal afet bölgelerinden şantiyelere, sulama projelerinden örneğin
tekneler gibi özel uygulama alanlarına ve arıtma tesislerine kadar geniş bir
yelpazeye ulaşıyor. Örneğin her biri 500 tonluk 8 deposuyla şu an Van’ın
su ihtiyacını karşılayan firma,
bir yandan da büyük uluslararası projelerde dünya devleriyle
yarışıyor.
Ekotank Yönetim Kurulu Üyesi Mert Çambol, yapi.com.tr’nin sorularını
yanıtladı.
Ekotank nasıl kuruldu, süreç nasıl gelişti?
Biz firma olarak suya uzak değiliz. Dedem Şevket Çambol, yuvarlak kalıpla
yapılan polyester depo teknolojisini Türkiye’ye ilk getiren kişi. 1980’lerde
yaşadığımız büyük bir yangından sonra bu işten tamamen çıkmışız. Kurucumuz Kamil
Çambol, bazı örnekleri Avustralya’da, Güney Afrika’da ve Avrupa’da uygulanmakta
olan bu teknolojiyi 2006’da internette keşfediyor. Öncelikle distribütörlüğünü
almayı düşünmüştük; ancak sonrasında kendi özgün tasarımımızı yapmaya,
Türkiye’de üretmeye karar verdik ve birtakım mühendislik çizimleriyle başladık.
1,5 sene kadar özellikle işi modüler hale getirmek, bir standart oluşturmak ve
bir sanayi ürününe dönüştürmek için çalıştık. Sanki fiyat listemizdeki 280
değişik kapasitenin üretimini yapmış gibi analizlerini, deprem yüklerini koyarak
işe başladık. Çelik depoların mühendisliği yapılırken, Türkiye’de ilk ‘bladder
tank’ olarak adlandırılan yastık tip deponun üretimini de yaptık. Bunlar, boş
olduğu zaman katlanabilen, içinde sıvı olduğu zaman dörtgen bir yastık formunu
alan depolar. Bu yastık depolarda kullanılan özel PVC bazlı dokumalı hammadde,
çelik depoların içinde de kullanılmaya başlandı. Böylece, aynı esnek malzemeden
birden fazla ürün yapıyor hale geldik.

Sizin ürettiğiniz sıvı depolama tankları diğer konvansiyonel depolama
çözümlerine göre ne gibi avantajlar sağlıyor?
Bütün ürünlerimiz ya modüler ya da katlanır; kendi özel kasaları içinde
çeliği, cıvatası, iç membranı ayrı olarak yerleştiriliyor, yerine gittiği zaman
sadece küçük bir jeneratör, iki küçük alet yardımıyla kolayca kurulabiliyor.
Bunun getirdiği çok ciddi maliyet avantajı var. Bir TIR’a, tonaj maliyetini
aşmadan 3000 ton kapasiteye kadar su deposu koyabiliyoruz; 6 tane 500 tonluk
deponun sadece bir tır ile gittiğini düşünün. Ayrıca, zorlu topografyalara
ulaştırması da çok kolay; 3000 metre rakımda bir yere bir beton mikseri götürüp,
bir beton depo yapmanız çok zor.
Diğer taraftan, tabanında çelik olmadığı için temelde de çok ciddi
avantajlarımız var. Biz, müşteriden sadece yuvarlak yüzük şeklinde bir beton
zemin hazırlamasını istiyoruz. Bu beton zemin, 30 cm genişliğinde ve ortası boş
oluyor. Suyu tutan membran-göbek, kum doldurduğumuz bu satıha basıyor. Yüzük
şeklindeki betonun üstüne ise çelik panelleri monte ediyoruz. Normal bir çelik
deponun altında çelik oluyor ve betonu da kare dökmeniz gerekiyor. Kare beton
dökmekle o karenin sadece yüzde 9’una – 10’una denk gelen bir yuvarlak yapmak
arasında da ciddi maliyet farkı var.

Ekonomik ömürleri yaklaşık yirmi beş sene olan tankların hepsine beş yıl
yerinde garanti veriyoruz. Rekabet ettiğimiz konvansiyonel teknolojilerle
dayanımı aynı. Ayrıca diyelim ki 2000 tonluk bir depo yaptınız, on sene sonra
tamir etmek ya da temizlik için boşaltacaksınız. Bizim en büyük depomuzun bile
içindeki geomembran bir günde değiştirilebiliyor.
Bu işin bir standardı var mıdır?
Standartlar konusunda bizden daha ileri olan ekonomileri örnek alıyoruz.
Mesela içme suyunda dikkate aldığımız iki çok önemli standart var. Bunlardan
biri, uluslar arası en üst seviyedeki içme suyu standardı olan NSF61. Diğeri de
ABD’nin içme suyu standardı olan FDA. Kullandığımız hammaddelerin hepsi bakteri
ve yosun üremesine karşı korunaklı ürünler. Hammaddenin kendi içindeki katkılar,
membrana yosun tutunmamasını ve bakterinin üremesine müsait bir ortam
oluşmamasını sağlıyor. Eğer kaynağımız temizse, tadını, kokusunu ve iç
özelliklerini bozmadan depolayabiliyoruz.

Ar-Ge çalışmaları bu anlamda ne ifade ediyor?
Aynı görünse de, aslında projeye göre üretim yapıyoruz. Şu anki mühendislik
hesapları ve makine parkurumuzla tek parça olarak yapabildiğimiz en büyük
hacimli depo 3000 tonluk. Orta Doğu’daki projelerde, özellikle petro-kimya
endüstrisinde biraz daha fazla söz sahibi olabilmek için daha büyük depolar
yapabilmemiz gerek. Öte yandan depolara eklenmesi gereken bir takım endüstriyel
aksesuarlar var; mesela girişlerin – çıkışların ölçüleri. Bir sulama tesisi için
50 veya 100 mm’lik bir çıkış yetebiliyor, ama bir arıtma tesisi için neredeyse
motosiklet büyüklünde, birden fazla boruyu depoya bağlamanız gerekiyor. Seviye
gösterge sistemleri, girişler - çıkışlar, merdivenler, platform gibi yan
aksesuarların tasarımı devam ederken, bir taraftan da kapasiteyle ilgili
çalışmalarımız var. Ayrıca değişik coğrafyalara ve iklim koşullarına uyum için
bir takım Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz.

Kullandığınız malzemeleri çeşitlendirmek için yeni arayışlarınız var
mı?
Değişik likitler için değişik tip membranlar kullanmanız gerekebiliyor; bu
anlamda çok çeşit var. Bizim standart olarak kullandığımız iki malzememiz var.
Biri, içme suyuna uygun PVC; diğeri de poliüretan. Bazı kimyasallar, PVC ve PU
ile reaksiyona girebiliyor, mesela polietilen veya HTP gibi alternatif
malzemeleri depomuz içinde kullanmamız lazım. Bu anlamda çalışmalarımız devam
ediyor. Mesela şu anda Singapur’a yaptığımız bir projede, Ph’ı 1 ile 12 arasında
çok asidik bir ortamda ve 75 derece sıcaklıkta bir likidi depolayacağız. Aslında
su, fakat arıtma için kullanılan asitler yüzünden başka bir şeye dönüşüyor.
Çelik konusunda ise Türkiye’de olan, belli standartları taşıyan ürünleri tercih
ediyoruz. Fakat galvaniz çeliğin içine alüminyum katılarak dış dayanımı
artırılmış malzemeler var. Onların tedarik olanaklarına, kendi operasyonumuzda
nasıl kullanabileceğimizi araştırıyoruz.

Müşterilerinize satın alma dışında bir opsiyon sunuyor musunuz? Örneğin
kiralama yapılabiliyor mu?
Depoların en önemli özelliği sökülüp, kasalarına konularak başka bir yere
nakledilebilmesi. Bazı müşterilerimiz, mesela Özbekistan’daki otoyol
şantiyesinde kullandığı deposunu daha sonra söküyor ve Somali’deki projesine
götürüyor. Kiralamaya dayanan bir iş modeli üzerinde çalışıyoruz. Depoların ömrü
çok uzun ve envanterine katmak istemeyen müşterilere de bu hizmeti vermek
istiyoruz.
Kimlerle çalışıyorsunuz?
Yastık depolarda şu anda en önemli müşterimiz Türk Silahlı Kuvvetleri. Sınır
bölgelerindeki karakolların çoğunda depomuz var. Ayrıca Kızılay, Afet
Koordinasyon Merkezleri, Birleşmiş Milletler, Amerikalıların gelişmemiş ülkelere
yardım yapan ajansı US Aid de müşterilerimiz arasında. Yani önce en zor
kurumlarla çalışmaya başladık, sonrasında yerel piyasaya bakmaya başladık. O
zorlu referanslar, kalite standartlarımızı da geliştirmemizi sağladı. Bizden 40
sene evvel bu işe başlamış firmalarla rekabet edince, öncelikle onların
standartlarını yakalamaya çalıştık, sonra da daha iyisini yapmaya çalıştık.
Gururla söyleyebilirim ki, Türkiye’de ve bölgemizde Amerikan askeri standardında
yakıt depolanan yastık tipi depo konusunda tekiz; Amerikalı firmalarla beraber
Amerikan ordusunun ihalelerine giriyoruz.

Çelik depolarda da çok önemli yurtdışı referanslarımız var. Mesela Amerikan
ordusunda 300 ton üstü yüz doksan iki tane depomuz var. Afganistan ve Irak’ta
yeni yaptıkları üslerde bizden depo almadan üs yapmıyorlar. Yani bir standart
hale geldik. İngiliz ordusu da yirminin üzerinde depomuzu kullanıyor. Birkaç ay
önce Abu Dabi’de iki tane 56 tonluk depodan oluşan bir proje tamamladık İtalyan
Eni petrol şirketi için. Bechtel inşaat firmasının on bir havaalanının tüm içme
suyu veya yangın suyu depolarını biz kurduk. Enka için Irak’taki bir doğalgaz
çevrim santralinin su depolarını yapıyoruz.
Türkiye’de yerel yönetimlerin arıtma tesisi kurma zorunluluğu var, ancak
maliyetler nedeniyle pek çok belediye bunu yerine getiremiyor. Sizin ürettiğiniz
tanklar bu anlamda bir alternatif olabilir mi?
Alışılan arıtma tesislerinde arıtma havuzları betondan yapılmak zorunda;
çünkü içeride çok asitli operasyonlar yapılıyor. Fakat gelen suyun debisi
gününe, saatine göre farklı olabiliyor. Oysa arıtma tesisinin verimli
çalışabilmesi için devamlı, aynı debide operasyon yapıyor olması gerek.
Dolayısıyla gerek ham suyu, gerekse de temiz suyu depolamak şart. Burada bizim
sunduğumuz avantaj çok büyük. Betona karşılık çok uygun maliyetlerde depolama
yaptığımız için, eminim ileriye doğru keşfedileceğiz.
Sıvı depolama tanklarında pazar büyüklüğü nedir ve siz neresindesiniz
bunun?
Toplam kapasite söylemek çok zor… Biz, Ekotank olarak yılda yaklaşık 520
büyük kapasiteli depo üretiyoruz. Şu anda dünya üçüncüsüyüz diyebilirim. Şu anda
yirmiden fazla ülkede distribütörümüz var.
|
|
|
Lütfen bekleyiniz...
|
|
|
|