Ünlü şair, edebiyatçı ve Uluslararası Ağa Han
mimarlık ödülü sahibi Nail Çakırhan 98 yaşında hayata
veda etti. Muğla Özel Yücelen Hastanesi'nde 16 gündür kolon kanseri tedavisi
gören Çakırhan'ın ölümü edebiyat ve sanat dünyasını yasa boğdu.
Uluslararası Ağa Han mimarlık ödülü sahibi Nail Çakırhan hayata veda etti.
Can Yücel, en büyük mimar için ''Yüksek mimardan geçilmeyen bu
ülkede yüksek olmayan mimar bir tek Mimar Sinan var" diyordum. Bir ikincisi var
yüksek olmayan bir mimar NAİL...'' yorumunda bulunmuştu.
Nail Çakırhan kimdir?
Nail Çakırhan içindeki şiiri gençlik yıllarında şair olarak, olgunluk
döneminde ve ileri yaşlarda mimar olarak ortaya koyan bir yaratıcı. 1930'da
Nazım Hikmet'le birlikte yayımladıkları
'1+1=Bir' adlı şiir kitabında ve 1930'lu, 40'lı yıllarda
dergilerde çıkan şiirlerinde Nail V. imzasını kullandığı için
edebiyat çevreleri onu daha çok bu adla tanıyor. Adı Nail Vahdeti olan Nail
Çakırhan'ı ise neredeyse bilmeyen yok. Ünü ülke sınırlarını çoktan aşmış.
1910 Ula doğumlu, Molla Ahmatlar'dan Halise Hanım'la Hacı
Çakırhan'dan Ali Efendi'nin ilk çocukları. O tarihlerde nüfusu yaklaşık 3.000
olan Ula, geniş bahçeler içindeki beyaz badanalı evleri, ulu ağaçların
gölgelediği çarşısıyla; neşeli, sakin, sevecen insanları ile derin izler
bırakmış Nail Çakırhan'da.
Çocukluğunun en mutlu dönemi 1914'te Birinci Dünya Savaşı'nın patlamasıyla
gölgelenir: "Hatırladığım ilk görüntüde, gece ocak başında yan yana oturmuş
büyükler var. Herkes ağladı ağlayacak durumda. Koleradan, kireç kuyularından
bahsediyorlar. Harp ne demek henüz bilmiyorum ama anlatılanları can kulağı ile
dinliyorum..."
Gençlerin çoğu askere gitmiş. Tarlalarda yalniz kadınlar ve yaşlı erkekler
çalışıyor artık. Açlık kapıda... "Dedemi hatırlıyorum. Gençliğinde cepken
işleyen bir terziymiş. Ben bildiğim zaman terziydi. Kısa boylu, sakalı göbeğinin
üstüne kadar uzayan bir ihtiyar... Koca ovanın ortasında oturmuş, elinde
sopasıyla patates çıkaran uzun sakallı kücük bir adam fotoğrafı olarak hep
gözlerimin önünde."
Babası Kafkas cephesine gönderilmiştir. Annesi hamile. "Günün birinde
babamdan mektup geldi. Çiçek bulduğunu yazıyor. Seviniyorum. Çiçek bulmanın
çiçek hastalığına yakalanmak olduğunu söylemiyorlar bana... Birgün dedemle
dükkanın önünde otururken yoldan çok zayıf bir adam geçti. Sırtında torbası ile
hayalet gibi biri... Kimse tanıyamadı. Babammış! O yakışıklı adam çiçeğin harap
ettiği yüzünü kimseye göstermek istemiyor..."
Çocukluğu baba evinden çok dedesinin bitişikteki ahşap işlemeli toprak
boyamalı evinde geçer. Okuma yazmayı daha okula başlamadan, evde amcasından
öğrenir. Kaydı, sınavla doğrudan ikinci sınıfa yapılır ve altı yıllık rüştiyeyi
birincilikle bitirir.
1921'de Muğla'daki İdadiye yazılır. Ula dışına ilk çıkışıdır bu.
Arkadaşlarından biriyle kiraladıkları han odasında yatıp kalkarlar. Tatil
günlerinde Muğla'dan Ula'ya iki buçuk-üç saatlık yolu atla, at olmadığında
yürüyerek gidip gelmesi gerekir. Yaşıtlarından çok büyüklerle birlikte olmaktan
hoşlanan, içe kapanık bir çocuktur. Boş zamalarının tümünü okul kitaplığında
geçirir. Okul bittiğinde kitaplıkta okumadığı kitap kalmamıştır.
1925'te vali muavini olarak Konya'da bulunan bir hocasının aracılığıyla Konya
Lisesi'ne yatılı öğrenci olarak girer. Orada Ahmet Hamdi (Tanpınar), Saadettin
Nüzhet (Ergun) gibi değerli hocalarla karşılaşır. Onuncu sınıfta "Kervan" adında
bir dergi çıkarır. Bu dergide 1927 yılında yayımladığı bir şiiri yüzünden
kadınlara hakaret ettiği gerekçesiyle mahkemeye verilir. Oysa Faruk Nafız
Çamlıbel'in okul kitaplığında bile yer alan dizelerine öykünmekten öte birşey
değildir yazdığı. Ön sıraları kadınların doldurduğu kalabalık duruşma gününde
savcı, mahkumiyetini, başka suçu olmadığı için cezasının tecilini talep
eder.
"Tecil nedir bilmiyorum. Dinleyiciler arasında 'tecil isteme!' diye
bağıranlar oldu. Ben de 'Tecil istemiyorum' dedim. Mahkeme heyetindekiler
gülerek içeri çekildiler, on dakika sonra geldiler. Hakim, 'Karar verilecek,
Ayağa kalkın!' dedi. Ben ayaktayım ama boyum kısa... 'Ayaktayım' dedim.
Dinleyiciler, avukatlar gülüşmeye başladılar. Karar açıklandı: Beraat."