ARAMA   
    |


   Haberler
   Ödüller
   Ajanda
   Sektörden
   İhaleler
   İlanlar
   Rehber
   Yayınlar
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
 
  Ajanda : Son 2 Gün

03.09.2010 - Cuma
2011 Yılı Ajandası Fotoğraf Yarışması: "Kültür ve Mekan"
 
04.09.2010 - Cumartesi
"Kaotik Metamorfoz"
Sinopale 3'te Son Günler
 

 
HABERLER
Ana Sayfa > Haberler > Haber Detayı Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
"Musluktan Akan Su" da Tehlikede
Haber: NTV / Sema ATAY
Haber Etiketleri: yeşil, çevre
29.07.2010
"Musluktan Akan Su" da Tehlikede

Musluklarımızdan akan suyun nereden geldiğini, ne kadar korunduğunu ve ne içerdiğini biliyor muyuz?" Musluklarımızdan akan su" hangi tehlikelerle karşı karşıya? Doğa korumacı Sema Atay'ın kaleminden...

Paşaköy, İstanbul’un, eskiden Kartal ilçesine ve son yerel seçimlerden sonra Sancaktepe ilçesine bağlı eski bir yerleşim alanı. Türkiye-Yunanistan arasındaki mübadele anlaşması gereği Selanik’ten göç edenler tarafından kuruluşu, 1922-23 yıllarına dayanıyor. Konumu ve eski evleriyle hala kırsal güzelliğini koruyan Paşaköy, geçmişe büyük özlem duyuyor. Bir zamanlar, Marmara Bölgesini yüzlerce ton tahıl ve İstanbul’un Asya yakasını süt ürünleri ile beslerken; günümüzde ise tarımsal üretimi durma noktasına ve geçim sıkıntısı en üst seviyeye gelmiş.

Paşaköy, İstanbul’un en önemli içme su kaynaklarından, Ömerli Barajı İçmesuyu Havzası içinde yer alıyor. İçmesuyu havzasının Kısa ve Orta Koruma Kuşakları içinde bulunması nedeniyle, Paşaköy’de İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Yönetmeliği kapsamında koruma tedbirleri uygulanıyor. Ancak Paşaköy’lüler, Ömerli Havzasının genel durumuyla kıyasladıklarında içinde bulundukları şartlardan şikayetçiler: Örneğin imar yasağı nedeniyle çocuklarına ev yapamaz, kat çıkamazken; yine içmesuyu havzası koruma kuşakları içinde yer alan Sultanbeyli ve çevresindeki diğer yerleşim alanlarında yükselen 5-10 katlı binaları sorguluyorlar.

Paşaköy’lülerin haklı olarak işaret ettikleri gibi, baraj gölüne en yakın mutlak (0-300 m.) ve kısa (300-1000 m.) mesafeli koruma kuşakları dışında, Ömerli Su Toplama Havzasının doğal sınırları ve ekolojik özelliklerine göre bir bütün (entegre) olarak korunamadığı biliniyor, maalesef. Örneğin, havzayı besleyen su kaynakları (küçük göller, sulak alanlar vb.) kirlenmiş ve dereler ıslah(!) edilerek yatağı değiştirilmiş,  betonlaşmış durumda. Ömerli Su Toplama Havzası içinde, bir yanda Paşaköy’dekiler imar yasağı nedeniyle mağdur oluyor; diğer yanda plansız dev yerleşim alanı Sultanbeyli’nin,  “ölü yatırım” Formula 1 tesislerinin ve bu tesislerin civarında yoğun nüfuslu lüks sitelerin oluşmasına izin veriliyor?

Paşaköy’de Ömerli baraj gölünü korumak amacıyla bir atık su arıtma tesisi de bulunuyor. Burada yukarıda bahsettiğimiz havza içindeki yerleşim alanlarından (Sarıgazi, Samandıra, Sultanbeyli, Alemdağ Yenidoğan, Sultançiftliği) gelen atık sular arıtılıyor. Ancak Paşaköy’dekilere göre, özel bir şirketin işlettiği bu arıtma tesisi düzenli ve tam randımanlı çalıştırılmıyor. Atık suların zaman, zaman (örneğin yağmur yağdığında) arıtılmadan, olduğu gibi Ömerli baraj gölüne verildiği iddia ediliyor. Arıtma tesisinin çalıştırılmaması; yerleşim/tarım/endüstri alanlarından gelen her türlü evsel, ağır metal, tarım ilacı ve benzeri kimyasal atıkların arıtılmadan göle verildiği iddiası, bir çeşit cinayet ihbarı olarak kabul edilmelidir. İSKİ ve ilgili diğer birimler tarafından araştırılmalı, suç/suçlu tespit edilmeli ve kamuoyuna bu konuda bilgi verilmelidir.



Paşaköy’ün ve Ömerli Su Toplama Havzasının durumu, aslında İstanbul’un (ve hatta tüm Türkiye’nin) mevcut şehircilik anlayışını yansıtıyor. İstanbul’da musluklarımızdan akan suya, değil içmek; diğer günlük kullanımlarımız için bile güvenmiyoruz. Bu nedenle, evlerimiz ve iş yerlerimizde su şirketlerinden plastik şişelerde su satın alıyoruz. Şehir suyumuzun temizliğinden ve kalitesinden şüphe duyuyoruz, çünkü belediyelerimizin su toplama havzalarını (ekonomik, sosyal ve çevresel politikalarıyla) koruma ve yönetim yaklaşımını yeterli ve güvenilir bulmuyoruz. Farkında olsak da, olmasak da insanlar, hayvanlar, bitkiler vb. yeryüzündeki tüm canlılar için hayati önem taşıyan su kaynaklarımızı korumak; aslında ekonomiyi korumak anlamına geliyor. Su sektörü büyük bir hızla büyüyor: akarsular özelleştiriliyor, ülkeler su üzerine anlaşmalar yapıyor, temiz su ihtiyacı ülke ekonomilerini doğrudan ya da dolaylı olarak giderek daha da fazla etkiliyor.


1 2

Yeni Yorum Yap

Adı Soyadı
E-Posta




Haberler: ARŞİV
  Temmuz, 2010  
<< <   29.07.2010 > >>
hft
Pzt
Sal
Çar
Per
Cm
Cmt
Pzr
26
3
27
28
29
30


 
Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
Gizlilik Şartları  |  Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim