|
|
|
|
|
Kömür Ocaklarında Liman Kent, Maden Çukurunda Yüzen Ev Kurulacak |
|
Haber: Referans Gazetesi |
12.08.2006 / 4 Yorum |
Kilyos-Karaburun arasındaki 5 milyon metrekarelik maden yataklarının Karadeniz ticaretine yön verecek bir liman kente dönüştürülmesi planlanıyor. Yüzer evlerin de olacağı 60 milyon dolarlık proje imar iznini bekliyor.
Kilyos ormanlarının içinde üstü yeşillikle örtülü, nerede başlayıp nerede sonlandığı bilinmeyen bir demiryolu parçası uzanıyor. Raylara kulak verildiğinde eskisi gibi trenin gelişini duymak mümkün değil ama yine de anlatacak bir hikâyeleri var. Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun hareketsiz bırakıldığı günlerde, kuşatma altındaki İstanbul'u ısıtacak ve aydınlatacak kömür Karadeniz sahillerindeki ocaklardan sağlandı. Çatalca bölgesinden çıkarılan kömür vagonlara doldurulup o demiryoluyla İstanbul'a taşındı. Savaş bitti, demiryolu unutuldu ama İstanbul, kömürünü yıllarca buradan temin etmeye devam etti.
Kilyos'tan Karaburun'a uzanan bölgede hâlâ 10 ocak faal olarak tüm ülkeye kömür sağlıyor. Bunların en büyüklerinden biri Milten ocakları. Rezervinin tükenmesine 4-5 yıl kaldı. Yeraltındaki kaynak bitmek üzere ama yukarıda, yeni bir liman kentinin temelleri atılıyor. 5 milyon metrekarelik Milten arazisinde yıllardır maden çıkarmak için açılan dev çukurlar 2015 yılında Karadeniz ticaretinin can damarı olacak bir limanın gövdesi ve etrafında kurulacak yeni bir şehrin göletleri olacak. Bir ticaret ve turizm merkezi olması planlanan yitik yataklar, aynı zamanda bölge halkına da yeni istihdam kapısı açacak. Proje aynı zamanda dev maden çukurlarının rehabilite edilmesiyle kurulacak ilk dünya kenti olma özelliğini taşıyor.
Milten Ocakları'nın sahibi Cemil Ökten, projesine "Milkent" adını veriyor. Henüz vakti var ama projeyle ilgili fizibilite çalışmalarını tamamlamış bile. Üstelik maden kazıları ile kent projesi iç içe yürüyor. Denizin 1 buçuk kilometre içinde, 40 metre derinlikte açılan çukurlar limanın gövdesini ve mendireklerini de oluşturuyor. Böylece 120 milyon dolarlık proje maliyeti de 60 milyon dolara iniyor. Gölet üstünde yüzen evlerin de olacağı proje, imar izni bekliyor.
Suni göller bölgesi oluştu
Tüm Çatalca terk edilmiş maden ocaklarıyla dolu. Çukurlar, moloz yığınları... Bir de arada deniz suyuyla dolan göletler var. Ama bu suni "göller bölgesi" Ökten'e kadar kimseye güzel bir manzaradan fazlasını ifade etmemiş. "Yıllarca araziye bakınca insanın aklına fikirler geliyor" diyen Ökten, 1986'dan bu yana bölgeyi Karadeniz ticaretinin can damarına dönüştürmeyi hayal etmiş. Nitelikli yüklerin gelip gidebileceği 5 milyon ton tamir tahliye kapasiteli liman, ticaret ve fuar merkezi görevi de görecek. Ökten, Karadeniz Ekonomik İşbirliği içindeki ülkelerle ticareti sağlayacak bu limanın yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden gelen yatlar için de bir liman düşünüyor. Bu iki liman da birbirlerine bir kanalla bağlanacak. "Yatların batıda İstanbul’a giriş yapabilecekleri bir liman eksikliği var. Özellikle Rusya ve Tuna yoluyla AB ülkelerini hedefliyoruz" diye konuşan Ökten, liman bölgesinde ayrıca Karadeniz Ekonomik İşbirliği ülkeleri ve dilleri üzerine eğitim veren bir üniversite planladıklarını belirtiyor.
Limanın 5 kilometre uzağında ise etrafı ağaçlandırılmış göletlerin yanına villalar inşa edilecek. Hatta bazı villaların "yüzen ev" modeliyle gölün üstüne yapılması planlanıyor. Kurulacak liman kentin bir özelliği de kendi enerji ve su kaynaklarına sahip olması. Sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla bölgenin başka bir yere ihtiyacı olmadan kendi yaşamını idame ettirmesi hedefleniyor. 40 bin kişiye "göl evleri" yapılacak sitenin arka sınırını ise ceylanları, tilkileri ve tavşanlarıyla yabani hayatın oluştuğu Milten ormanı çiziyor. Milten ormanı şimdiki halleriyle sahilin yüzünde açılmış birer yara gibi duran bu çukurların doğal hayata nasıl geri kazandırıldığını da kanıtlıyor.
Ancak projenin takıldığı bazı engeller de var. Hazine, orman ve özel mülkiyetten oluşan arazide inşaat için izin almak hayli zor. Projenin tamamına talip olmadıklarının altını çizen Ökten, kazılarla bozulan topografyanın böylesi uluslararası bir proje ile kente geri kazandırılması gerektiğini vurguluyor.
|
|
|
Lütfen bekleyiniz...
|
|
|
|