ARAMA   Detaylı Ara
    |


   Haberler
   Ödüller
   Ajanda
   Sektörden
   İhaleler
   İlanlar
   Rehber
   Yayınlar
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
Kelime
 
  Ajanda : Son 3 Gün

21.11.2008 - Cuma
DOCOMOMO - Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları IV
Sedad Hakkı Eldem Sempozyumu
"Sedad Hakkı Eldem Mimarlığı" Öğrenci Fotoğraf Yarışması ve Sergisi
‘Prisoned’ Uluslararası Öğrenci Tasarım Yarışması
 
22.11.2008 - Cumartesi
Delta'dan Tasarım Yarışması
“Planlama, Afetler ve Hukuk”
Japon Fotoğrafçılığı
Sinema Tasarımla Buluşuyor
 
23.11.2008 - Pazar
11. Venedik Mimarlık Bienali
Hierapolis-Kastabala Kenti Çimento'dan Arınsın!
 
 
HABERLER
Ana Sayfa > Haberler > Haber Detayı Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
İstanbul'da İmar Oyunları
Haber: Cumhuriyet Gazetesi / Oktay EKİNCİ 05.05.2008 / 1 Yorum
Nüfusu 2000'den aşağıya inen belediyelerin kapatılmasını destekleyenler diyorlar ki, "İmar yetkilerini keyfi kullanarak çarpık kentleşmeyi körüklediler..."

Ne var ki bu haklı yakınmanın çözümü, "yerel demokrasi" den vazgeçmek değil, "denetimsiz imar yetkileri" ne önlem getirmek değil midir?

İmar düzeninde şehircilik ilkelerini zorunlu kılmadan "belde" belediyelerini kapatmak, aynı yağmanın ilçe, il ve büyükşehir belediyelerince sürdürülmesi anlamına geliyor.

Hele son yıllardaki "kendi imar durumunu kendin belirle" yasalarıyla yetkilendirilen diğer kamu kurumlarının "rant yapılaşması özgürlükleri" ise belediye kapatmanın hiç de öyle "planlı kentleşme" amacına dayanmadığının açık kanıtı...

Nitekim, hukuk bilgelerimizden Prof. Dr. Ülkü Azrak diyor ki, "Asıl imar yolsuzlukları büyükşehirlerde gözleniyor. Bu engellenmeden küçük belediyeleri cezalandırmak, adaletle ve demokrasiyle asla bağdaşamaz."

Binlerce değişiklik

Hocamızın bu anımsatması üzerine, özellikle İstanbul'daki keyfi imar kararlarına baktığımızda, sadece "mimar" başkanın yönettiği dönemdeki "imar planı tadilatları" nın (yapılaşma koşullarında değişiklik) 4 bine (3900) yaklaştığını öğrenmeyelim mi?

Yani, görülmemiş bir çalışkanlıkla her gün ortalama 3 arsanın imar kuralları "daha fazla inşaat yapılabilmesi" için değiştiriliyor.

Kamuoyunda öne çıkan Galataport, Haydarpaşa , Dubai Kuleleri gibi ünlü imar ayrıcalıklarının yanı sıra çok sayıdaki "gözden ırak" imar oyunları ise İstanbul'u daha da yaşanılmaz kılan yeni "yüklenme" lere neden oluyor.

O kadar ki İstanbul'da artık mahalle aralarında bile gökdelen konut siloları yükseliyor. Gökyüzünün görünmediği sokaklar çoğalıyor. Gazetelere "uzayla komşu olacaksınız" şeklinde pazarlama ilanları veriliyor...

İşte böylesine azgınlaşmış rant şehirciliğinin sadece son haftalarda gerçekleşen imar düzenbazlıklarından bazı örnekler:

Likör Fabrikası

TOKİ tarafından geçenlerde "Kiler" grubuna satılan Mecidiyeköy'deki eski Likör Fabrikası arazi için "ihaleden önce" yapılan değişiklikle, devasa iş ve alışveriş merkeziyle birlikte yüksek yoğunluklu "rezidans" blokları planlandı. Yani, "rant ayarlaması" baştan yapıldı.

Böylesi "danışıklı" bir "imar pazarlaması", özelleştirmenin sadece "kamu arsalarında ayrıcalıklı emlak pazarlaması" olarak anlaşıldığı talan politikasının, "toplumsal anı değerlerini" de gözden çıkartmasına en çarpıcı örneklerden biri...

Atatürk 'ün isteğiyle ve Fransız Mimar Robert Mallet-Stevens' in tasarımıyla gerçekleşen fabrikayı ve bahçelerini, Mecidiyeköy için yaşamsal öncelik taşıyan kültürel ve sosyal işlevlerle yaşatmak gerekirken "kent belleği" ni de içeren bir açık alanı ranta teslim etmek nasıl bir "kamu" anlayışıdır?

Bunun için TOKİ'nin önerisiyle yapılan plan değişikliğiyle, yapılaşma oranının 6 kat arttırılması ise her yönüyle bir şehircilik skandalı...

Esenler'deki Mimar Sinan' a ait ünlü Avasköy Su Kemeri 'ne en saygısız komşu olan "Kemer Park Evleri" için mahkemenin durdurma kararı nihayet çıktı ama bu arada hukuk dışı inşaatlar da tamamlanmış oldu.

Kent tarihini ranta kurban eden belediye de mahkemelik olmuş imar izinleriyle süren inşaatlara müdahale etmeyerek "suçun gerçekleşmesi" ne adeta güvence sağladı.

Şimdiyse adını bile adeta "yaslandığı" tarihi kemerden alan sitenin hukuk dışı konumunu "kurtarma" girişimleri gözleniyor. Belediyenin mahkemeye itiraz ederek "kurallara uygundur" dediği planlar, üniversitelerde öğrencilere "şehirciliğin katli" ni anlatabilmek için örnek gösteriliyor.. .

'Kayırılan' otel

Gayrettepe'deki Emekli Subay Evleri yerleşmesinin yegâne girişini daraltan ve aynı yerdeki yeşil alana da taşarak yükselen otel inşaatına, yapılaşma oranını "3 emsal" e çıkaran 2007 yılındaki plan değişikliğiyle başlanmıştı.

Buna rağmen yeni bir değişiklikle yoğunluğun daha da arttırıldığını belirten semt sakinleri; konut binalarının parsellerine de tecavüz eden otelin bu denli "kayırılma" nedenlerini merak ediyorlar...

Bütün bu imar oyunlarıyla kentin daha da yaşanmaz kılınmasını sağlayan "hükümet desteği" ne gelince...

Bu görülmemiş kentsel yağmaya bile adeta " demokratik dokunulmazlık" sağlayan şu yüzde 47'lik oy oranı, siyasal tarihe belki de şöyle geçecek: "Halkın kent, çevre ve sağlıklı yaşam haklarını, aynı halkın en geniş desteğini alarak çiğnemek..."

Söyler misiniz, asıl sorumlu acaba kimdir?






Yorumlar (1)
11.sınıf tarihi eser evimin projesi 10 yıldır tasdık edilemedi. kurullar adaletli çalışmıyor.gerçek tarihi eserler ya çürümeye terk ediliyor ya da yerine yenisi yapılıyor.bu ülkeye adalet ne zaman gelecek,ne zaman insanlara değer verilecek,asıl sorumlular ise bütün yönetimlerdir. yazıklar olsun sorumsuz yöneticilere..

 fatma baysal - 3 Eylül, 2008 - 01:16

Toplam 1 yorum listelendi. Kayıt Aralığı: 1 - 1

Yeni Yorum Yap

Adı Soyadı
E-Posta




Haberler: ARŞİV
  Mayıs, 2008  
<< <   05.05.2008 > >>
hft
Pzt
Sal
Çar
Per
Cm
Cmt
Pzr
18
19
10
11
20
21
25
22


 
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
Gizlilik Şartları  |  Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim