|
23.05.2012 - Çarşamba
24.05.2012 - Perşembe
|
|
|
|
|
3. Köprü Cinayetine İzin Vermeyelim... |
|
Haber: Cumhuriyet Gazetesi / Mustafa SÖNMEZ |
13.07.2009 / 10 Yorum |

Kâr, daha fazla kâr dürtüsü ile ilerleyen kapitalizmin,
ayağına dolanan da yine bu dürtü oldu ve onu, bugünkü kör kuyulara itti.
İnsanların en temel ihtiyaçlarını akılla belirleme, toplum için en iyiyi, mevcut
seçenekler içinden sosyal fayda kriteri ile saptama yerine, “kâr dürtüsü” hâkim
kılındıkça kaçınılmaz kriz de geldi, ama toplumlar bu arada çok şey kaybettiler.
Hem kendi sağlıklarından çok şey yitirdiler hem daha sağlıklı bir çevreden,
gelecek kuşakları mahrum ettiler.
Bu, kendi nesline kötülüğün en önemli araçlarından biri “otomobilleşme” ve
onunla beraber gelen petrol tüketimi oldu. Akıl, sosyal fayda kriteri, eldeki
seçenekler arasında demiryolunu, su yolunu işaret ederken otomobil, petrol
tekelleri, aklı bastırıp karayolunu öne çıkardılar. Karayolu ile birlikte
petrole bağımlılaştırdılar. Ülkelerin, kentlerin ulaşım desenlerinde karayolunu,
ona bağlı olarak da köprülerden, tünellerden, kavşaklardan örülü bir ağ ile
büyük kentleri yaşanmaz, trafik keşmekeşi içinde, ömür törpüsü yerler haline
getirdiler...
***
Bizde de öyle olmadı mı? 1950’lerde başlatılan karayollaşma, demiryollarını
körelterek körüklendi. 1970 sonrasının otomobilleşme süreci inanılmaz bir
karayollaşmayı, kent içlerinde (özellikle İstanbul’da) kara ulaşımını, köprü
üstüne köprü inşasını getirdi. Bugün ülke genelinde yürütülen kamu yatırım
projelerinin yüzde 35-40’ı ulaşım, özellikle kara ulaşım yatırımlarıyla
ilgilidir. Kamu kaynakları yol, köprü, viyadük, tünel inşaatı yapan müteahhit
firmalarına aktarılmaktadır. Karayollaşma, otomobilleşme ile İstanbul, 2008’de
12.5 milyon nüfuslu bir hormonlu metropol durumuna geldi . DPT verilerine göre,
2008 sonu itibarıyla, toplamı 250 milyar TL’yi bulan Türkiye kamu yatırım
stokundan tek başına neredeyse yüzde 20 pay kapan sorunlar yumağı İstanbul,
payına düşen kamu yatırımlarının da yüzde 80’ini ulaşıma ayırarak “çözüm”
arayışında. İstanbul ulaşım projelerine 16.5 milyar TL para harcanırken eğitim
ve sağlık projelerinin parası 1.5 milyar TL’yi bulmamaktadır. Ulaşımda da
“çözüm” adı altındaki her proje yeni çözümsüzlükler üretti, üretiyor. İstanbul
betonlaştı, çoraklaştı, suyu, havası kirlendi, hâlâ tehdit altında, hâlâ tehdit
altında…
Sırada 3. köprü var çünkü.
***
İstanbul’un akciğerleri sayılan elde kalmış orman ve su havzalarının yer
aldığı kuzeyden, kentsel gelişmeyi güneye çekmek, geç de olsa, nihayet akıl
edilmiş bir yaklaşımdı.
Kentin kaderini belirleyeceği söylenen 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni
Planı’nda, İstanbul için hayati bir konumda olan 3. Boğaz köprüsü dışlanmış,
gelişmeyi güneye çekecek yaklaşımlara ağırlık verilmişti. Ama şimdi ne
görüyoruz? Başbakan dilinden yine kuzeyde bir üçüncü köprüyü düşürmüyor.
***
3. köprü demek, Sarıyer’in, Beykoz’un ormanlarının yok edilmesi, Riva
Deresi’nin, Terkos, Elmalı ve Ömerli Su Havzaları’nın tüketilmesi ve aşırı
kirlenmiş Melen Çayı’ndan milyarlar harcanarak getirilecek suya mecbur olmak
demektir.
Otomobile dayalı bir çözüm anlayışının hiçbir işe yaramadığı artık gün gibi
ortadadır. Oysa İstanbul’un iki yakası arasındaki trafik sorununun temel sebebi
insanların çalışma yerleri ile konutları arasındaki kopukluktur. Yapılan
köprüler bu sorunu çözmedi, büyüttü. Sorunun büyümesinden otomobil firmaları
nemalandı. Arazi kapatanlar nemalandı. İnşaat firmaları nemalandı. Metrobüs
satan firmalar nemalandı. Yeni bir köprü demek, bunlara yeni kazanç kapıları
demektir.
3. köprünün yapımı Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile
Avrupa Kentsel Şartı’na da aykırıdır.
***
Bu cinayete İstanbul’da yaşayan herkes, İstanbul’un daha fazla
yağmalanmasına, İstanbul’un toprağı, havası, suyu üstünden servetler yapılmasına
karşı çıkmalıdır. 3. köprü aynı zamanda kamu kaynaklarının yandaş sermayedarlara
peşkeş çekilmesidir. 3. köprü sadece İstanbul’da yaşayanların sorunu değildir.
İstanbul’da çarçur edilen kaynaklar, vergi ödeyen tüm Türkiyelileri
ilgilendirmektedir. Otomobilleşmeye, karayollaşmaya karşı daha güvenli, daha
toplumcu ulaşım politikaları talep etmeliyiz. Vergilerimizle çarpıklıkları
arttıracak yeni bir köprü değil, daha dengeli bir bölgesel gelişme politikası,
daha çok eğitim, daha çok sağlık, daha insani konut yatırımları yapılmasını
talep etmeliyiz.
|

Bu Yazı ile İlgili Haberler
Piramitlerden de Değerli
Sözün Bittiği Yerde Üçüncü Köprü
(2 Yorum)
3. Köprünün Yeri Açıklandı
|
|
|
Yorumlar
(10)
arkdaşlar kimse istemez doğanın katledilmesini ama ortada bir köprü ihtiyacı var, eğer alternatif bir çözüm yolu varsa söyleyin duyalım...
harun daldal - 4 Ağustos, 2009 - 16:52
|
|
birilerinin zengin olup olmaması hiç önemli değil, önemli olan şu an sonraki nesiller için korumakla mükellef olduğumuz bu ülkenin orman ve bitki örtüsünün bir kısmı daha yok edilecek. Üçüncü köprünün artılarından çok çok daha fazla vereceği zararın herkes farkında. Otobanın geçeceği istikamette arsa kapayanlar haricinde hiç kimse bunu istemiyor herhalde
murat saygılı - 18 Temmuz, 2009 - 10:20
|
|
Yaşamsal projeleri halkın oyuna sununulsun ve gelecek oylara göre değerlendirme yapılsın.Bu projelerin önemi nekadar büyükse yok olacak doğa da binlerce defa daha önemlidir.
A.Mahir Güvener - 16 Temmuz, 2009 - 22:20
|
|
Arkadaşlar sonu yok bunun! Bugün iki köprü yetmiyor yarın 3.de yetmeyecek. Hatırlayın FSM'nin ilk açıldığı zamanları. Dört şeritli çevre yolları ne kadar geniş ve ne kadar boş gelmişti bir süre. Sonra ilave bağlantılar-kavşaklar gerekti, çünkü çevre dolmaya, kalabalıklaşmaya başladı. Yeni mahalleler, yeni ilçeler, yan yollar, şerit arttırmalar vs.yapılmaya başlandı. Bugün en Kuzeye yapılacak bir arter kim aksini iddia etse de çevresini talan eder. Sonra ne olur? Köprülerin arasında yeni güzergahlar aramaya başlarız. ''Acaba 4. köprü 1.ile 2. arasında mı olsun yoksa 2.ile 3. arasında mı olsun diyerek. Birgün gelir Boğazın üzeri köprülerle dolar. ''İnci gerdanlık'' falan hikaye olur. Kafanı kaldırsan köprü görmeye başlarsın. Şehircilik bilimi ne diyor bir incelemek lazım. Araştırmak, öğrenmek lazım; Sonra fikir üretmek gerekir. İleri görüşlü olmak geleceği görmek çok önemlidir. Soruyorum size? İstanbul'da dakik çalışan pırıl pırıl bir toplu taşıma sistemi bugün var olsa hangimiz dunyanın en pahalı benziniyle doldurduğumuz araçlarımızla trafik çilesini çeker, egzos dumanlarını soluyarak karşı kıyıya geçmek için saatler harcardık? Binerdik tertemiz trenlere, metrolara, vapurlara paşa paşa varırdık gideceğimiz yere.İstanbul'un bütçesi mi yok? Var! Kredi-kaynak mı yok? O da var! Peki niyet var mı niyet?!.. Herkes aklını başına alsın. Bu gibi işlerin geri dönüşü yok.. Başka İSTANBUL da yok! Saygılarımla.
Z.Camcıgil - 16 Temmuz, 2009 - 17:16
|
|
Genel bir halk tabiri ile yorum yazmak isteyeceğim arkadaşlar;1-3.Köprü lazım nedenleri saysak çok ve zaman alır küçük nedeni ise ipini bağını koparan istanbula gidiyor köyünü bağını doğasını terk edip gidiyor sonra da istanbulda doğa arıyor aslında sadece iş için gidiyor doğa için değil değerlerimizi istanbulda aramayalım doğduğumuz büyüdüğümüz yerlerde memleketlerimizde arasak bu gibi tartışmalara de yer etmeyeceğiz değil mi değerli arkadaşlar dostlar.
Mustafa BOZ - 15 Temmuz, 2009 - 09:25
|
|
birileri zengin olmasın diye insanlar sıkıntı mı çeksin.
köprü lazım. yapılmalı
genç mimar - 14 Temmuz, 2009 - 23:12
|
|
bu insanları anlamadan öleceğim herhalde. .arabalı vapur sırası bekleyen elli yaş cıvarı sıkıntıyı bilir. birileri diyor köprüye ihtiyaç var. birileri diyor köprüye hayır.yetmedi bir köprü ikinci köpru yapmalı birileri gene hayır.yetmiyor köprü tıkanıyor üçüncüye ihtiyaç var birileri gene köprüye hayır.neden hep hayır.
bedri patlar - 14 Temmuz, 2009 - 22:09
|
|
Sizler yıllar önce'de 1.Köprüye karşıydınız,ama önce sizler geçtiniz.Yıllar geçti siz hala değişmemişsiniz.Üzgünüm.
Feridun AZAK - 14 Temmuz, 2009 - 18:48
|
|
Birilerini zengin etmek uğruna toplumu hiçe sayan bencil ve bu günü düşünen politikacılar oldukça bu durum böyle devam edecektir. Bütün bilim insanları ulaşımı toprak altına almaya çalışırken biizimkiler Dünya harikası boğazı yok etmeye çalışıyorlar. Deniz ulaşımı ya da deniz altından ulaşım neden düşünülmez 70 den beri. Birileri zengin olamayacak o zaman onlar zengin olmayınca onlarda iktidar hırslarını telafi edemeyecekler toplum yararı düşünüldüğünde.
LÜTFEN BU GÜNÜ DEĞİL YÜZ YIL SONRASINI DÜŞÜNELİM. Hiç değilse yeni kuşaklara güzel şeyler bırakabilelim.
Hidayet AYKARA - 14 Temmuz, 2009 - 15:06
|
|
politikacılarımızın hayat düsturu bu değil midir? " dün dündür bugün bugün" :( elimizden geleni yapmaya hazırız yeterki soluduğumuz üç kuruşluk havamızı da yok etmesinler
ayse cetin kovulmaz - 14 Temmuz, 2009 - 09:35
|
|
|
|
Toplam 10 yorum listelendi. Kayıt Aralığı: 1 - 10
|
Yeni Yorum
Yap
Lütfen bekleyiniz...
|
|
|
|